Tarihe İz Bırakan 8 Türk Kadın Ressamlar

Tarihe İz Bırakan 8 Türk Kadın Ressamlar

Ressam, bazen yalnızca karakalemle, bazen renkleri ustaca kullanarak, bazen de hiçbir kural ve düzen içermeden karşısındakine belli bir duyguyu, düşünceyi ve olayı rahatlıkla anlatan kişidir.

Ortaya koydukları eserlerle dünya çapında ün yapmış, sanat camiasında yer edinmiş birçok dünyaca ünlü Türk kadın ressamımız da bulunuyor.

Türk toplumundaki kadın da yaratıcılığını kullanmış, örneğin halı ve kilim dokuyarak, oya yaparak, nakış işleyerek ve bunun gibi daha pek çok farklı alanlarda kendini ifade ederken sanatta da varlık gösterebilmiştir. Özellikle de Türk kadını 18. yüzyılda sesini duyurmaya başlamıştır.

Türk resim sanatı tarihine göz atıldığında ise, 19. yüzyıla kadar, temeli Türk-İslam geleneğinde yatan minyatür sanatının egemen olduğu görülmektedir. Ancak 18. yüzyıl başlarından itibaren yaşanan değişim resim alanında da etkilerini göstermiştir.

Resim sanatında önemli yere sahip olan ve üzerinden yıllar geçse de Tarihe İz Bırakan 8 Türk Kadın Ressamlardan bazılarını ve eserlerini sizler için şöyle sıraladık;

1.Celile Hanım (1883 – 1956)

Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım, nü kadın temasına yoğun yer vermiş ilk kadın ressamdır. Fausto Zonaro’dan ders alarak tablolarında daha çok portre, çiçek, hamam ve çıplak kadın figürlerine yer verdi.

2.Mihri Müşfik (1886 – 1954)

1886, İstanbul doğumludur. Kadıköy’de Rasim Paşa Konağında dünyaya gelen Mihri Müşfik Hanım, özel ders alarak batılı yaşam tarzı içinde büyümüştür. Bununla beraber aynı zamanda edebiyat,musiki ve resim dersleri almıştır. Ancak daha çok resme yönelmiştir. Mihri Müşfik Hanım, yaptığı bir resmi Sultan 2. Abdülhamid'e vermiştir. Bu sayede ressam Zanoro'nun öğrencisi olmuş ve resim dersleri almıştır. Türkiye’de ‘çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam’ unvanını almıştır. Çok sayıda portresiyle ünlenen Mihri Müşfik Hanım, Atatürk’ün de portresini yapmıştır. 1954 yılında ABD’de vefat etmiştir.

3.Müfide Kadri

1889’da, İstanbul’da doğmuştur. Çok küçük yaştayken, babasının vefatı üzerine, o zaman epeyce zengin olan Kadri Bey, Müfide Kadriyi evlat edinir. Eve gelen özel hocalardan ders almıştır. Edebiyat, piyano, ud dersleri de gören Müfide Kadrinin sadece resim üzerine değil, güzel sanatların tümüne karşı yeteneği keşfedilmiştir. Osman Hamdi Bey’den özel ders almıştır. Ve Hamdi Bey’in tavsiyesi üzerine Münih’e gönderilmiştir. Bir sergiye katılan Müfide Hanımın eserleri orada çok ilgi görmüş ve ressama, altın madalya kazandırmıştır. Daha çok portre, figür ve manzara resimleri yapmıştır. ‘İlk kadın resim öğretmeni’ olan Müfide Hanım, İstanbul’da birçok okulda resim ve müzik öğretmenliği yapmıştır. Genç yaşta yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 1912’de İstanbul’da vefat etmiştir.

4.Sabiha Rüştü Bozcalı

1904’de, İstanbul’da doğmuştur. 5 yaşında resme başlamıştır. İlk eğitimini, ressam ve müze müdürü olan Ali Sami Bayar’dan almıştır. 15 yaşından itibaren dönemin tanınmış ressamlarının atölyelerinde çalışmıştır. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinde (Sanayi-i Nefise Mektebi) resim eğitimi görmüştür. Endüstri üretimini konu edinen ilk kadın ressamımızdır. Ve Türkiye'nin ilk kadın illüstratörüdür. 1998’de İstanbul’da vefat etmiştir.Bunun yanı sıra manzara, natürmort çalışmaları ve dergi ve ansiklopedilere uyguladığı desenler ve tramp çalışmaları mevcuttur.

5.Nazlı Ecevit (1900 - 1985)

Bülent Ecevit’in annesi, Feyhaman Duran’ın öğrencisidir. Peyzaj, portre, doğa resimlerini tasvir ederek, geleneksel doğacı anlayış çizgisinde ilerlemiştir. İzlenimci görüşü içeren resimleri, asker ressam kuşağını günümüze yansıtır.

6.Fahrünnisa Zeid (1901 – 1991)

Türk çağdaş sanatının en önemli kadın sanatçılarından olan Zeid, romantizme dönük resimleriyle ve son döneminde yoğunlaştığı portreleri ile tanınmıştır.

7.Aliye Berger (1903 – 1974)

Türkiye’nin ilk kazıma ve oyma gravür sanatçıların olan ressam, birbirinden farklı kâğıtlar üzerine resimler yaparak, desen, yağlı boya çalışmalarında kendini geliştirmiştir. Oyma baskı tekniğinde siyah-beyazın ara tonlarında eserleri vardır. Özgün bir lirizm ve dışa vurumculuk göze çarpar.

8. Fürumet Tektaş (1912 – 1961)

Eğitimini Roma ve Paris de müzik ve resim üzerine tamamladı. Türkiye’deki ilk Flarmoni Derneğini kurdu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kültür - Sanat