Kadınlarda En Sık ve Nadir Görülen Hastalıklar Nelerdir?

Kadınlarda En Sık ve Nadir Görülen Hastalıklar Nelerdir?

Kadınların en sık görülen hastalıklarda erken teşhis yaşam kalitesi ve süresi açısından büyük önem taşıyor. Gözden kaçırılmaması gereken kadınlarda en sık görülen 8 hastalık nelerdir şimdi bunları belirtelim.

Kadınlarda hastalıklar büyük ölçüde önem taşımaktadır. Buna rağmen bazı ciddi hastalık belirtileri kadınlar tarafından göz ardı edilebiliyor. Oysa düzensiz adet kanamaları, karında şişlik, ağrılı adet dönemi gibi belirtiler çeşitli jinekolojik kanserlerin sinyalini verebiliyor. Kadınların, yaşadıkları değişimleri takip etmesi ve olağan dışı durumlarda mutlaka bir uzmana danışmaları gerekiyor.
İşte en sık görülen 8 hastalık; 

Ağrılı adet görme: Adet dönemi öncesi başlayıp, adetin başlaması ile geçen karın ve kasık ağrısı ile birleşik bir durumdur. Ergenlik döneminde sık görülür ancak az da olsa ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Rahmin salgıladığı prostoglandinin aşırı olması veya buna karşı daha hassas olunması nedeni le ortaya çıkan bu durum beraberinde anatomik bozukluklar da getirebilmektedir. Ağrılı adet görmeye; endometriozis, miyom ve adezyonlar da sebep olmaktadır.

Vaginitis – Vulvitis: Dış genital organ ile vajen bölgesinin inflamasyonuna bağlı oluşan kötü kokulu akıntı, kaşıntı ve ağrı şikayeti ile kendini gösteren bir hastalıktır. Genelde mantar, bakteri ve protozooenfeksiyonları, iritan maddeler, kullanılan ilaçlar, tümörler ve hormonal değişiklikler bu hastalığa neden olmaktadır.

Endometriozis (çikolata kisti): Rahim içi zar tabakasının vücudun başka bölgelerine yerleşip büyümesi durumudur. Bu doku yumurtalık yüzeyine yerleşirse endometrioma (çikolata kisti) olarak adlandırılır. Mesane, bağırsak, karın duvarı ve ameliyat dikişlerinde bile görülebilir. Aylık hormonel değişimler bu doku üzerinde etkili olduğundan ağrı ve kanama yapar. Yapışıklık yapması ve anatomiyi bozmasından dolayı kısırlık sebeplerinden biridir.

Diğer belirtileri; ilişkide ağrı, adetli iken kasık ağrısı, bağırsak hareketlerinin ağrılı olması, adetten önce başlayan lekelenmeler olarak adlandırılabilir.

PolikistikOver Sendromu: Hormonel bozukluklar sonucunda, düzensiz veya hiç adet görememe ile beraber genetik bir hastalıktır. Yüzde ve vücutta erkek tipi kıllanma, erkek tipi saç dökülmesi, akne, şeker metabolizması bozukluğu, obezite gibi klinik görünümlerinin yanında; ileri yaşlarda kalp hastalıkları, diyabet ve hipertansiyona sebebiyet vermesi nedeni ile ciddiye alınması gereken bir sağlık problemidir.

Over Kistleri: Over (yumurtalık) kistleri her yaştaki kadının sorunu olabilir aslında. Çok yaygın bir hastalık olmasına rağmen bazı hastalar kendilerindeki rahatsızlığın farkında değillerdir bile. Çoğu over kist iyi huyludur ve genellikle 20-44 yaş arası kadınlarda görülür. Özellikle muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular, ayrıca bazı kan tahlilleri ayırıcı tanıda bize yardımcı olur..oluşum sebepleri hormonel düzensizlik ise kısırlık görülebilir. Ancak, over kisti ile gebelik oluşabileceği gibi gebelik de over kisti oluşturabilir.

Premenstrüel Sendrom (PMS): Adet döneminin ikinci yarısında ortaya çıkan fiziksel ve davranışsal değişikliklerle olan bir durumdur. Klinikte göğüslerde hassasiyet ve ağrı, alt karında şişkinlik, kabızlık, adet öncesinde başlayan ishal, iştah artışı, yorgunluk, duygusal tutarsızlık, depresyon, uyku bozuklukları, sıcak basmaları, gece terlemeleri, migren tipi baş ağrıları görülür. Bu bulgular adet bitimi ile birlikte kaybolur, iki hafta aradan sonra tekrar başlar.

Miyom: 40 yaşın üstündeki kadınların %30’unda görülebilen, iyi huylu rahim kası tümörüdür. Çoğu kez bulgu vermeyip ultrasonla tesadüfi olarak saptanır. Rahim içindeki yerleşim yerine göre aşırı vajinal kanama, kasık ağrıları, sık idrara gitme isteği, kabızlık, gebelikte düşük ve kısırlık gibi durumlara neden olabilir.

HPV Enfeksiyonu: Seksüel yolla bulaşan ve sık görülen hastalıktır. Bir grup virüs tipi, genital bölgede siğile; bir grubu ise rahim ağzı kanserine neden olabilir. Düzenli yapılan kontrollerle tanısı konulmaktadır. Bu virüse karşı geliştirilen koruyucu aşının 2006 yılından beri kullanıldığı da unutulmamalıdır. Kadınlar, herhangi bir şikayeti olmasa da yılda 1 kez düzenli olarak ultrason eşliğinde jinekolojik muayene olmalıdır. 30 yaşından sonra her kadının en az bir defa smear testi ile birlikte HPV testini yaptırması gerekmektedir. Smear testi normal ve HPV testi negatif olan kadınlar, daha sonraki rahim ağzı kontrollerini ise 5 yılda bir yaptırmalıdır. Smear testi 21-29 yaşlarında ise 3 yılda bir tekrarlanmalıdır.

Kadınlarda görülen 5 nadir hastalık, bu hastalıklara yakalanma riskiniz düşük ancak bunları bilmekte fayda var. Gelin bakalım Kadınlarda görülen 5 nadir hastalık nelerdir?

Liken sklerozis (cilt hastalığı): Kadınlarda dış genital bölgelerde ortaya çıkabilir. Liken sklerozis, tüm yaş gruplarında görülebilse de en sık orta yaş kadınlarda tespit edilir. Dış genital bölge yani vulvada küçük beyaz alanlar şeklinde belirti verir ve en sık verdiği belirti inatçı kaşıntılardır. Kuruluk ve yanma da sık görülür. Kaşıntı kadını uykudan uyandıracak şiddette olabilir. Bu hastalıkta kişinin kendi bağışıklık sisteminin bilinmeyen bir nedenle kendi organlarına yabancılaşması ve reaksiyon göstermesi söz konusudur. Genital bölge cildindeki değişiklikler cinsel ilişki sırasında ağrı ve idrar yaparken yanma gibi problemlere neden olabilir. Bu bölgede deri kanseri gelişme riskinde artış söz konusu da olabilmektedir. Cilt biyopsisi ile tanı konur ve uzun süreli kortizon ile tedavi edilir.

Genital bölge organlarından farklı yerlerdeki çikolata kistleri: Çikolata kisti olarak bilinen ve rahim iç tabakasının bilinmeyen bir nedenle rahme yakın organlarda yerleşmesi ile ortaya çıkan Endometriozis hastalığı ender olarak kalın bağırsaklarda (adet döneminde ortaya çıkan rektal, yani kalın bağırsak kanaması), burunda (adet döneminde burun kanaması), sezeryan dikişi üzerinde (adet döneminde dikiş üzerinde ağrı ve şişlik) ve teorik olarak her organda görülebilir ve adet döneminde belirti verir. Hastalık, dokunun yer aldığı bölgenin hastalıktan ameliyatla temizlenmesi ve çeşitli ilaçlarla uzun süreli tedavi edilerek iyileştirilebilir.

Uterus (rahim) sarkomu: Rahim kanserlerinin ender görülen formlarından biri olan rahim sarkomları, rahmin iç zarından değil rahim duvarındaki kas ve buna benzer dokulardan kökenini alan kanserlerdir. Klasik rahim iç tabakası kanserlerine göre bu yumuşak doku kaynaklı kanserler (bu kanserlere genel olarak sarkom adı verilir) daha kötü huylu seyrederler. Bazen bir miyom ameliyatı esnasında miyomun patolojik incelemesi esnasında ortaya çıkarılabileceği gibi bazen de rahimin bilinmeyen bir kitle nedeniyle ameliyatla çıkarıldıktan sonra patolojik incelemesi neticesinde tanı konur. Ameliyat tedavisine ek olarak onkolojik tedavi yapılsa dahi ne yazık ki nüksetme eğilimi oldukça yüksek bir kanser türüdür.

Fetus içinde fetus: İkiz gebeliklerde oldukça ender görülen bir durumdur. Gebelik ikiz olarak başlar ancak bebeklerden biri diğer bebeğin bedeninin içinde gelişimini sürdürmeye çalışırken canlılığını yitirir. Bu durum bebek henüz doğmadan farkına varılamadığında bebek tekil olarak dünyaya gelir ve yaşamını sürdürmeye devam eder. Çoğu durumda ileri yıllarda herhangi bir nedenle, genelde karında bir kitleden şüphelenilmesi ile uygulanan bir görüntüleme yönteminde rahim içinde yaşamını yitiren bebeğe ait kalıntılar gözlemlenir. Belirti çoğunlukla azdır ve tedavi için bu “kitlenin” çıkarılması yeterlidir.

Mol gebeliği(Üzüm Gebeliği): Mol gebelik plasentanın anormal bir durumu. Nadir rastlanan bir hastalık olup 1000 de 1 oranında görülür. Mol gebelik halk arasında üzüm gebeliği olarak ta bilinir. Mol gebeliğine özellikle Uzakdoğu'da çok sık rastlanmakla beraber ülkemizde yaklaşık 1500 gebelikten birine mol tanısı konmaktadır. Mol gebeliği genellikle erken gebelik döneminde vajinal kanama ile belirti verir. Kanama damla damla olabileceği gibi çok şiddetli de olabilir. Anne adaylarının bir kısmı "üzüm tanesi şeklinde parça düşürme" şikayetiyle başvurur. Bu durum mol veziküllerinin rahim dışına atılmasından kaynaklanır. Ultrasonda gebelik kesesi görülmez.

Mol gebelik döllenme sırasında oluşan bir hata sonucunda rahim içinde anormal plasental dokunun büyümesi. Mol gebelikte çok nadiren fetal doku olabilir. Mol gebelikte büyüme normal gebeliğe göre daha hızlı olur.

Kendi seyrine bırakılan bir mol gebeliğinde hiç beklenmedik bir zamanda ciddi bir kanama meydana gelebilir. Bu yüzden mol tanısı konduktan sonra gebeliğin beklenmeden sonlandırılması gerekir. Tahliyede çıkan parçalar mutlaka patolojik incelemeye yollanır. Patolojiye gönderilen materyalin incelenmesinde Mol Gebeliği tanısı kesinleştikten sonra takip ve tedavi süreci başlar. Bazı durumlarda daha yüksek dozlarda kanser tedavisinde kullanılan ilaçla düşük doz kemoterapi gerekebilmektedir.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.